MİLLİ MÜCADELEDE DİN ADAMLARI VE DİNİ KURUMLAR

Milli mücadelede din adamlarının ve dini kurumların rolü ve katkısı pek bilinmez ve bunun üzerinde pek de durulmaz. Bu yazıda kısaca, din adamlarının ve dini kurumların milli mücadeleye verdikleri katkı ve milli mücadelede oynadıkları rol üzerinde duracağız.
Feridun Eser Feridun Eser

Milli mücadelede din adamlarının ve dini kurumların (medrese, dergah, tekke) rolü ve katkısı pek bilinmez ve bunun üzerinde de pek durulmaz. Bu durumunun bazı sebepleri vardır; ancak bu, ayrı bir konudur; bu yazının konusu değildir.

Biz, bu yazıda kısaca, din adamlarının ve dini kurumların milli mücadeleye verdikleri katkı ve milli mücadelede oynadıkları rol üzerinde duracağız. Milli mücadelenin komutanlarından Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak’ın hatıralarında ve yazışmalarında, bunlara ilaveten Mustafa Kemal’in ifadelerinde ve yazışmalarında bu gerçeği/ katkıyı görmek mümkündür. Bu konuyu işleyen, birçok makale ve kitap vardır.

Milli mücadelenin ilk aşamasında, başlangıç evresinde, milli mücadeleye karşı olan bazı din adamları olmuştur. Buna karşı, ilk andan itibaren milli mücadeleye destek veren din adamlarının da olduğu bilinmelidir. İlk aşamada, başlangıç evresinde, milli mücadeleye karşı çıkan din adamlarının ortak yönü şudur: Padişaha/ halifeye sıkı bağlılık ve İttihatçılara duydukları güvensizlik. Bu kişiler, bilhassa, milli mücadelenin başına Mustafa Kemal geçtikten sonra tepki gösteren, İstanbul hükümetinin etkisi altındaki din adamlarıdır.

Milli mücadeleye karşı olanlar, sadece İstanbul hükümetine bağlı bir kısım din adamları mıdır? Hayır. Avrupa hayranlığı taşıyan ve kurtuluşun Batılılaşmak olduğuna inanan, Avrupa’yı “medenileştirici” ve dost gören bazı “Batılı/ Batıcı” çevreler de milli mücadeleye karşı idiler. Örneğin, İngiliz Muhipleri Cemiyeti mensupları gibi. Bu gerçeği de görmek ve bilmek gerekir. Kısacası, bazı dini çevrelerle bazı Batılı/ Batıcı çevreler, milli mücadeleye destek vermemişlerdir. Hangi kesimden veya düşünceden olursa olsun milli mücadele, yerli, milli ve bağımsızlık yanlısı olan kişilerin ve kesimlerin eseridir. Bağımsızlık, yerli ve milli olmanın gereğidir. Milli mücadele, yerli ve milli olanların yürüttüğü ve başarıya ulaştırdığı bir harekettir. Bu başarı, milli birlik ve beraberlikle/ milli birlik ve beraberlik ortak paydasında, ortak akılla kazanılmıştır. Bağımsızlığın devamı da bu ortak aklın, ortak paydanın (milli iradenin) devamına, sürdürülmesine, milli birlik ve beraberliğe bağlıdır.

Din adamları ve dini kurumların desteği olmasa idi milli mücadelenin zafere ulaşması , belki de, imkansızdı. Çünkü Mustafa Kemal ve yakın silah arkadaşları, geniş halk kitleleri nezdinde” İttihatçı ve asi” olarak görülüyor ve halkın çoğunluğu tarafından desteklenmiyordu. İşgallerin başlaması üzerine özellikle Anadolu’daki medrese hocaları, din adamları, tekke ve dergah mensupları ilk andan itibaren dini kaygılarla (İşgal altında dinin yaşanamayacağı, Cuma namazı kılınamayacağı vb gerekçeler) işgallere tepki göstermeye ve protesto hareketlerine başlamışlar, halkı harekete geçirmeye çalışmışlardır.

İstanbul hükümetinin etkisiyle milli mücadelenin engellenmesi için Kuva-i milliye’ye karşı başlatılan birçok ayaklanmanın bastırılmasında din adamlarının, medrese hocalarının önemli rolü olmuştur. TBMM tarafından hatta bizzat Mustafa Kemal tarafından görevlendirilen hocalar, halk nezdindeki itibarlarını kullanarak, “nasihatçı heyetleri” adıyla isyan eden halk ve isyancıların liderleriyle görüşerek onları ikna etmiş ve milli mücadele saflarında yer almalarını sağlamışlardır. Şeyhülislam’ın “milli mücadele girişiminin desteklenmemesi, uygun olmadığı” yönünde verdiği fetvayı, “baskı ve işgal altında verilen fetva geçersizdir” diyerek etkisiz hale getiren ve “işgalcilere karşı verilecek mücadelenin, cihat ve farz olduğunu” belirten karşı fetva, büyük yankı uyandırmış; milli mücadeleye dini meşruiyet kazandırmıştır. Milli mücadeleye yönelik olumsuz bakış, bu fetva ile din adamlarının verdiği destek ile ortadan kalkmış; bu girişimlerin etkisiyle halk desteği artmış ve güçlenmiştir.

Milli mücadele, “müdafaa-i hukuk cemiyetleri” sayesinde bir halk hareketi şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu “müdafaa-i hukuk cemiyetleri”nin hemen tamamında medrese hocaları aktif olarak rol almışlardır. Ulema, hem fikirleri ve vaazları ile hem de silahla milli mücadeleye fikren ve fiilen katılmışlardır. Din adamlarının milli mücadele içinde yer almaları, halka örnek olmuştur. Özellikle Ege bölgesindeki (Afyon, Uşak, Isparta, Manisa) ulema, silahlı gruplar kurarak Yunan işgaline direnmişler; bu bölgede ulemadan şehit ve esir düşenler olmuştur.

İşgallere karşı protesto mitinglerine, kongrelere ve TBMM’nin açılışına katılan onlarca hoca/ din adamı vardır ve bunlar, milli mücadele boyunca hep ön saflarda yer almışlar; halkın desteği, onlar sayesinde artmıştır. Bu kapsamda Rıfat Börekçi, Abdurrahman Kamil Yetkin, Hacı Süleyman Bilgen, Hasan Basri Çantay, Hafız İbrahim Efendi, İsmail Şükrü Efendi gibi isimler, saygıyla anılması gereken, akla gelen ilk isimlerdir.

 Milletvekili olarak ilk TBMM’de (kurucu meclis) görev almış, 30 kadar din adamı vardır; bunlar mücadeleden hemen sonra İstiklal madalyası ile ödüllendirilmişler, onore edilmişlerdir. Bütün bunlar, belgelerle kayıtlıdır.

Peki tasavvuf ehlinin, tekke ve dergah mensuplarının, tekke ve dergahların milli mücadeleye ne gibi katkıları olmuştur? Bunu da şöyle özetleyebiliriz: Milli mücadeleye silah desteği ve insan katılımının sağlanmasında tekke ve dergahların, önemli katkıları olmuştur. Tekke ve dergahlar, 12.yy.da Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında nasıl önemli bir rol oynamışlarsa 20.yy. başlarında Anadolu’nun işgal edildiği yıllarda vatan olarak elimizde kalmasında da o kadar önemli rol oynamışlardır. İstanbul ve Anadolu’daki birçok şeyh ve derviş, milli mücadeleye halk desteğinin sağlanmasında rol sahibidir. Milli mücadeleye katılmak üzere İstanbul’dan Ankara’ya gidecek bazı milletvekilleri, komutanlar, memurlar, gönüllüler tekke ve dergahlarda barınmış, dinlenmiş, konaklamış, desteklenmiştir. Halktan toplanan maddi yardımlar ve silah, mühimmat vb buralarda depolanarak kısım kısım Anadolu’ya nakledilmiştir. Tekke ve dergahlar, şeyh ve dervişler milli mücadeleye istihbarat desteği sağlanmasında da faydalı olmuşlardır.

Özbekler tekkesi, Mevlevi dergahı, Bektaşi tekkesi, , Eyüp tekkesi, Nakşibendi dergahları ve Taceddin dergahı ilk akla gelen kurumlardır. Bu çerçevede Özbekler tekkesi şeyhi Ata Efendi, Şeyh Senüsi, Çelebi Cemalettin Efendi, Niyazi Salih gibi isimler, akla gelen ilk isimlerdir.

Mustafa Kemal, milli mücadele sırasında Hacı Bektaş’taki Bektaşi tekkesini, Konya’daki Mevlevi dergahını bizzat ziyaret ederek buralarda ileri gelen kişilerle görüşmüş ve hatıra fotoğrafları çektirmiştir.

#milli-mucadele #din-adamlari #dini-kurumlar

YAZARIN BLOGLARI

MİLLİ MÜCADELEDE DİN ADAMLARI VE DİNİ KURUMLAR

MİLLİ MÜCADELEDE DİN ADAMLARI VE DİNİ KURUMLAR

Milli mücadelede din adamlarının ve dini kurumların rolü ve katkısı pek bilinmez ve bunun üzerinde pek de durulmaz. Bu yazıda kısaca, din adamlarının ve dini kurumların milli mücadeleye verdikleri katkı ve milli mücadelede oynadıkları rol üzerinde duracağız.
GÖRGÜ (NEZAKET) KURALLARI

GÖRGÜ (NEZAKET) KURALLARI

Görgü (nezaket) kuralları, toplumsal yaşamda uyulması gereken ayrıntılı kurallardır. Bu kurallar, yaşamı kolaylaştırmaya, insan ilişkilerini düzenlemeye ve güzelleştirmeye yardımcı olur; kimlerin nerede, nasıl davranmaları gerektiğini gösterir. Görgü anlayışınız davranışlarınızın, konuşmalarınızın, kişiliğinizin yani "sizin" kalitenizi gösterir.

SON BLOG YAZILARI

MİLLİ MÜCADELEDE DİN ADAMLARI VE DİNİ KURUMLAR

MİLLİ MÜCADELEDE DİN ADAMLARI VE DİNİ KURUMLAR

Milli mücadelede din adamlarının ve dini kurumların rolü ve katkısı pek bilinmez ve bunun üzerinde pek de durulmaz. Bu yazıda kısaca, din adamlarının ve dini kurumların milli mücadeleye verdikleri katkı ve milli mücadelede oynadıkları rol üzerinde duracağız.
Feridun Eser Feridun Eser
GÖRGÜ (NEZAKET) KURALLARI

GÖRGÜ (NEZAKET) KURALLARI

Görgü (nezaket) kuralları, toplumsal yaşamda uyulması gereken ayrıntılı kurallardır. Bu kurallar, yaşamı kolaylaştırmaya, insan ilişkilerini düzenlemeye ve güzelleştirmeye yardımcı olur; kimlerin nerede, nasıl davranmaları gerektiğini gösterir. Görgü anlayışınız davranışlarınızın, konuşmalarınızın, kişiliğinizin yani "sizin" kalitenizi gösterir.
Feridun Eser Feridun Eser