ZEKAT ve FİTRE vermenin ÖNEMİ

İslamiyet, zengin ile fakir arasındaki ekonomik düzey farkının uçuruma dönüşmesini önleyecek tedbirler almıştır.
Mehmet AYDOĞAN Mehmet AYDOĞAN

 

Değerli Mü’minler!

Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapandığı ve Şeytanların da zincire vurulmuş olduğu Ramazan ayının son günlerine girmiş bulunuyoruz. Biz burada Ramazan ayının son günlerinde bulunmamız sebebiyle zekat ve Sadaka-i Fıtır (fitre)’nin önemi ve değeri üzerinde duracağız.

Yüce dinimiz İslâm, toplumda barışın temini ve sosyal dengenin tesisine önem vermiştir. Bu nedenle, zengin ve fakir arasındaki ekonomik düzey farkının uçuruma dönüşmesini önleyecek tedbirler almıştır. Allah-u Teâlâ; servetin toplumun bir kesiminin elinde dolaşan bir saltanat olmasını istemediğinden; zekât verecek kadar zengin olan Müslümanların mallarının belli bir miktarını fakirlere tahsis etmiştir.

Zengin Müslümanların; Zekat, Sadaka-i Fıtır (Fitre) , Fidye ve sadaka-i Cariye…gibi toplum içinde insanları birbirine kaynaştırmak, zenginle fakir arasında bulunan maddi ayrımı en aza indirerek sosyal adaleti gerçekleştirmek üzere yapmaları gereken görevleri vardır. Böylece ihtiyaç sahipleri, fakirler, yoksullar, borçlular, yolda kalmışlar zekat vasıtasıyla gözetilmekte, adeta onlara sosyal güvenlik sağlanmaktadır.

Nisap miktarı mala sahip olan zenginlerin mallarında fakirlerin hakkı vardır. Bu hakkı sahibine veren kimse Allah-u Teâlâ’nın emrini yerine getirip borcundan kurtulmuş olur. Üzerine zekât farz olan kimse ise zekâtını vermezse, fakirlerin malını gasbetmiş olur.

 

ZEKAT NEDİR?

Zekat ; Belli mal türlerinin belirli bir bölümünü, Allâh rızası için Allah Teâlâ'nın belirlediği bir kısım Müslümanlara mülk olarak vermektir.

Malî ibadetlerden biri olan zekat, İslâm'ın beş temel esasından olup, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kuran ve sünnette bu ibadete özel bir önem atfedilmiş, ve namazla birlikte sıklıkla gündeme getirilmiştir. Namaz insanın ruhunu, zekât da malını arındırır. Zekat ,insanı bencillik, cimrilik, aşırı mal hırsı gibi Müslüman'a yakışmayan davranışlardan kurtarır.

Bir kimseye zekatın farz olması için o kimsenin : Müslüman, akıllı, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması (Kâsânî, Bedâiü’s-sanâî, Beyrût 1997, II, 377-383) borcundan ve asli ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı, yani kazanç sağlayıcı nitelikte “nisap miktarı” mala sahip olması gerekir (Kâsânî, Bedâiü’s-sanâî, II, 394).

Zekâtın farz olması için ayrıca nisap miktarı mala sahip olduktan sonra bir kameri yılın geçmesi gerekir (Kâsânî, Bedâiü’s-sanâî, II, 486 vd. ; İbnKudâme, el-Muğnî, III, 457).

Ancak zekatı bu süre dolmadan önce vermekte sakınca bulunmamaktadır (Kâsânî, Bedâiü’s-sanâî, II, 487).

Zekâtın geçerli olmasının şartlarına gelince,: öncelikle “niyet” şarttır. Zekat bir ibadet olduğu için niyetsiz yerine getirilemez (Kâsânî, Bedâiü’s-sanâî, II, 458; İbnKudâme, el-Muğnî, III, 469).

Ayrıca fakire verilmesi ve teslimi demek olan “temlik” de şarttır (Kâsânî, Bedâiü’s-sanâî, II, 456).

Öşür kavramı da , zirai mahsullerden alınan zekâtı ifade etmektedir.

 

ZEKAT KİMLERE VERİLİR

Zekatın kimlere verilebileceği Kur'ân-ı Kerim'in şu âyetinde bildirilmiştir:

“Sadakalar (zekatlar), Allâh’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğe kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allâh yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allâh hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” (Tevbe, 9/60).

 

ZEKAT KİMLERE VERİLMEZ

Zekatın, bu ayette sayılanlar dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ayrıca, zekat alma şartlarını taşısa bile;

a) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara,

b) Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklara,

c) Müslüman olmayanlara zekat verilmez,

d) Karı-koca da birbirlerine zekat veremez.

e) Zengine yani aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişiye,

f) Babası zengin olan ergen olmamış çocuğa.

İslam, servetin atıl bekletilmeyip, iktisadî hayata katılmasını teşvik eder. İslâm, servetin toplumun istifadesinden çekilerek atıl bir hale getirilmesini hoş karşılamaz.

 

ZEKAT İLE İLGİLİ AYET ve HADİS

Zengin olduğu halde zekât vermeyenler hem âyetlerde hem de hadislerde uyarılmışlardır. Nitekim bir âyette, Yüce Allah, zekât vermeyenler hakkında şöyle buyurmuştur:

“…..Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!. (Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını) tadın!” ( Tevbe, 9/34-35).

Peygamberimiz de bir hadisinde zekât vermeyenleri şöyle uyarmıştır:

“Altın ve gümüşü bulunup da onun zekâtını vermeyen kimse için kıyamet gününde ateşten levhalar hazırlanır ve zekâtını vermedikleri o altınla gümüş, üzerinde kızartılıp onun yanı, alnı ve arkası dağlanır. Bu levhalar soğudukça, miktarı elli bin sene olan bir günde tekrar kızdırılarak iade edilir. Kullar arasındaki mahkeme bitinceye dek bu böyle devam eder. Sonra ya Cennet’e gider, ya da Cehennem’e.” (Müslim, Zekât, 24, (987); Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/262)

Peygamber efendimiz, hem zekât, hem de sadaka vermeyi Müslümanlara ısrarla emretmiştir. Bu konunun ihmal edilmesi halinde, toplumun karşı karşıya kalabileceği durumu da şöyle açıklamıştır: “ Cimrilikten sakınınız, çünkü cimrilik, sizden önce geçenleri helak etmiş; onları kan dökmeye ve haramı helâl görmeye sevk etmiştir (Müslim, Birr, 56).

 

FİTRE (Fıtır Sadakası)

Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır. Vacip oluşu, sünnetle sabittir (Buhârî, Zekât, 70-78; Müslim, Zekât, 12-16; Ebû Dâvûd, Zekât, 18; ).

Borcundan aslî ihtiyaçlarından başka nisap miktarı malı veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vaciptir.

Buna kısaca "Fitre" denir. Fıtır sadakasının vacip olması için. zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.

Dini ölçülere göre zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de ergenlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir. Fakir olan çocuğun babası ölmüş veya fakir ise babasının babası torununun fitresini verir.

Diğer taraftan fitre, yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesinde, bayram gününün neşesinden onların da istifade etmelerinde önemli bir rol oynar.

Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak, bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir.

Fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması, böylece bayram sevincine iştirak etmesine katkıda bulunmaktır.

Fitreler bir fakire verilebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtılabilir. Ancak bir kişiye verilen miktar bir fitreden az olmamalıdır. Bir fitre yalnız bir fakire verilir, ikiye bölünmez. Bir fakire birden fazla fitre verilebilir. Fitre niyet edilerek verilir. Ancak bunun fitre olduğunu fakire söylemek gerekmez, içinden niyet etmesi yeterlidir.

Zekât kimlere verilirse, fitre de onlara verilir. Bir özürden dolayı Ramazanda oruç tutamayanlar da nisap miktarı mal veya paraya sahip iseler fitrelerini vermekle yükümlüdürler.

 

FİTRE KİMLERE VERİLMEZ

Aşağıda sayılanlara fitre verilmez:

a) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara,

b) Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklara,

c) Eşine,

d) Dinen zengin sayılan kişilere,

e) Babası zengin olan ergen olmamış çocuğa.

 

FİTRENİN MİKTARI

Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur.

Fitre vermek, orucun kabul edilmesine, ölümün şiddetinden ve kabir azabından kurtulmaya vesile olur

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen bir fitre miktarı 27 TL’dir. En az verilmesi gereken miktar budur. Kişiler sabah ve akşam aile bireylerine yedirdiklerinin ortalamasını belirleyerek ve yoksulların durumlarını da düşünerek daha yüksek miktarlarda fitre verebilirler.

Değerli Mü’minler!

Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennemden kurtuluş ayı olan Ramazan ayının sonuna yaklaşmış bulunuyoruz.

Peygamber Efendimiz, her zaman Allah’a ibadet ederdi. Ramazan aylarında daha fazla ibadet ederdi. Cebrail ile karşılıklı Kur’an okurdu. Evinde infak edilebilecek neler varsa , onları diğer insanlarla paylaşırdı. Ramazanın son on günü geldiğinde Mescid-i Nebevi’de i’tikafa girer, Kadir gecesini idrak eder ve ibadet hayatının zirvesini yaşardı.

Ayrıca Müslümanlara da ramazanın son on gününü Allah’a kulluk açısından daha iyi değerlendirmelerini tavsiye ederdi.

Günümüzde Allah’ın emirlerine ve Peygamber Efendimizin tavsiyelerine uyarak ; Mü’minler , Ramazan ayında ; oruçlarını tutuluyorlar ; namazlarını kılıyorlar , Kur'an-ı Kerim okuyorlar veya dinliyorlar , Zekatlarını , Sadakalarını , Sadaka-i Fıtırlarını (Fitrelerini) ve fidyelerini veriliyorlar. Ayrıca bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi idrak etmiş bulunuyorlar.

İşte bunlardan dolayı Ramazan ayı Mü'minlerin kulluk açısından her yönüyle zirveye ulaştıkları bir ay olmaktadır.

Allahü Teala Ramazan ayı içerisinde yapmış olduğumuz ibadetleri kabul eylesin. Ramazan ayının sonunda bağışlanmış olan kullardan olmayı Mevlam her birimize ihsan eylesin. Allahü Teala salgın hastalıkların son bulmasını ve Kabe başta olmak üzere bütün Camilerde ibadetlerin Cemaat şuuruyla yapılabilmesini nasip eylesin .Amin.

Veysel ARAN

Geyve İlçe Vaizi

#islam #zekat #fitre #