GEYVE MÜFTÜSÜ OKUYAR'DAN ÖRNEK DAVRANIŞ

Geyve İlçe Müftüsü Murat Okuyar, Merkez Sinanbey camii önünde kurulan Kurban bağış standını ziyaret ederek; iki adet kurban vekaletini Türkiye Diyanet Vakfı'na emanet etti.
Mehmet AYDOĞAN Mehmet AYDOĞAN

BAĞIŞ YAPANLARA TEŞEKKÜR

 Geyve ilçemizde 2020 yılında Türkiye Diyanet Vakfına Kurban bağışı konusunda halkımızın çok büyük bir teveccüh gösterdiğini belirten Okuyar, şu ana kadar bankalar haricinde sadece bağış standımıza gelerek bağışta bulunan hayırsever sayısının ikiyüze ulaştığını ve arefe gününe kadar da bağışların devam edeceğini ifade etti. Hayırsever vatandaşlarımıza bağışları için teşekkür eden ilçe müftüsü MUrat Okuyar, Vekaletle Kurban organizasyonu ile ilgili de şu açıklamalarda bulundu:

 

İNCİR İLE TANIŞMAK

Türkiye Diyanet Vakfı gönüllülerinden bir kardeşimiz şöyle bir anısını paylaşıyor;

"2015 yılı Ramazan programı kapsamında Etiyopya’ya (Habeşistan) gitmiştim. Bir iftar vakti kaldığım yerde ezanla birlikte iftarımı açtım. Sofrada, Türkiye’den götürdüğüm biraz kuru incir vardı. İftardan sonra akşam namazını kıldım ve çay içmek için bir kenara çekildiğimde Nureddin isimli bir imam yanıma geldi. Ona da bir kuru incir ikram ettim “Bu ne kadar güzel bir meyve, nedir bu?” diye sordu. Meyvenin incir olduğunu, Allah’ın Kur’an’da üzerine yemin ettiği “Tin” meyvesi olduğunu söyledim. Hayretle “İncir bu mu?” dedi ve besmele çekerek Tin Suresini okumaya başladı. Elinde kalan yarım inciri büyük bir hürmet ve saygıyla bir peçeteye sardı. “Allah’ın üzerine yemin ettiği bu inciri evime götüreceğim. Çocuklarımın ağzına birer parça koyacağım, bir ömür boyu damarlarımızda dolaşacak. Bu büyük bir nimet, Allah bize bu nimeti bahşetti, ne kadar şükretsek azdır” dedi. Kendisine yanımda bulunan bir paket inciri vererek “Siz o yarım inciri yiyin” dedim ve paketi takdim ettim. Büyük bir heyecanla paketi alarak, “Allah’a yemin ederim ki hayatımda aldığım en değerli ve en büyük hediye bu oldu. Sizler ne kadar büyük insanlarsınız, ne kadar büyük bir milletsiniz. 3500 kilometre mesafeden buraya geliyorsunuz ve Allah’ın Kur’an'da üzerine yemin ettiği bir meyveyle bizi tanıştırıyor ve ikramda bulunuyorsunuz.

 

TÜRKLER GELİYOR

Size ne kadar teşekkür etsek azdır. Yıllardır Etiyopya’nın değişik bölgelerinde soframıza katkı sağlıyor, kestiğiniz kurbanları bizlerle paylaşıyorsunuz. Gelecekten ümidini kesmiş olan bizlere birer ışık ve ümit oldunuz, Allah sizlerden razı olsun” dedi.

Etiyopya’da çok mesafeler kat ettik. Bizi ilk gördüklerinde kestiğimiz kurbanın yenip yenmeyeceğini tartışan Etiyopyalı Müslümanlar şimdiyse bizi şehrin girişinde ilahilerle ve tekbirlerle karşılıyor. Etiyopyalı çocuklar “Türkler geliyor” diye sevinçle koşup sarılıyor bizlere…" (tdv.org.tr)

Kardeşimizin anlattığı anı gibi onlarca hikayeyi dinledikçe kurban ibadetinin ne büyük hikmetlere vesile olduğunu, kan akıtmayıp parasını dağıtarak yapılan yardımların kurban yerine geçmeme nedenini bir kez daha anlamış oluyoruz.

 

PAYLAŞMAK GÜZELDİR

Müminlerin bayramları ibadet merkezlidir. Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde insanlara iki bayram ilan etmiş; Ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte oruç, teravih, mukabele, fitre, fidye, infak ibadetlerini yapmanın sevincini yaşayan Müslümanlar Ramazan bayramıyla neşelerini taçlandırmış, Yevmü'l-Udhiyye denilen kurban bayramı günlerinde de kurban kesip paylaşan ve paylaşılan hisselerden istifade eden Müslümanlar da kurban bayramı ile sevinçlerini taçlandırmışlardır. Böylece "Rabbin için namaz kıl, kurban kes"(Kevser/2) emrinin hikmetleri yavaş yavaş tezahür etmeye başlamıştır. Aslında ilk toplumlardan itibaren insanlar kurban kesmeyi, kurbanlık sunmayı kutsal saymıştır. Ancak İslam dininin doğru anlaşılmaya başlanması ile kurban ibadetinin özü idrak edilmiş, Allah rızasının önemi kavranmış ve bazen doğaya bazen de diğer canlılara bırakılan kurban etleri insanlığın faydası için paylaşılmıştır. Paylaşmanın, kardeşliğin, yardımlaşmanın önemi idrak edilmiştir.

Hz. Peygamber, her akıllı, baliğ, nisap miktarı mala sahip olan Müslüman'ın kurban mükellefi olduğunu bildirmiş "Kim hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza yaklaşmasın" buyurmuştur. (İbn Mace, Edahi,2)

"Ademoğlu kurban bayramı günü Allah katında kurban kesmekten daha hayırlı bir iş yapmamıştır... Hiç şüphe yok ki kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyleyse gönüllerinizi kurbanla hoş ediniz." (Tirmizi,Edahi,1) müjdesini verdikten sonra da kurban etlerinin muhtaç ve yoksullara dağıtılması gerektiğini ifade etmiş hatta Hz. Aişe annemize kestikleri koyundan ne kadarının kaldığını sormuş

 “Sadece bir kürek kemiği kaldı.” cevabını alınca “(Desene) bir kürek kemiği hariç, hepsi duruyor!” demiştir. (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme,33)

İmkanı olan insanların kurbanlarını kendilerinin kesmesi esas olmakla birlikte, Veda Haccı'nda Allah Resulü'nün Hz. Ali'ye kurbanlarını kesmesi için vekalet verdiği gibi vekalet yoluyla da bu ibadeti yerine getirmek mümkündür.

 

GÖNÜL COĞRAFYAMIZ

Gönül coğrafyamızdaki bütün insanlarla kurbanlarımızı paylaşabilme imkanını bizlere sunan bu yöntemle yeryüzündeki mazlum, mağdur, muhtaç, yoksul, fakir, garip, mülteci kim varsa hepsinin bayram sevinci yaşaması sağlanmaktadır. Türkiye Diyanet Vakfı 1993 yılından itibaren halkımızın emanet ettiği kurbanlarını güven ve huzurla, 149 ülkede 287 kesim noktasında dini hassasiyetlere uygun olarak eda edip yirmi milyon insana bu etleri ulaştırmaktadır.

 

BAĞIŞLARIN YERİNE ULAŞTIĞINA ŞAHİDİZ

Tüm bu çalışmalara bizzat şahitlik eden biz din gönüllüleri, organizasyondaki profesyonelliğe hayran kaldığımız gibi gözlerimizi yaşartan tablolara da şahit oluyoruz. Sofrasında bir lokma ekmeğe muhtaç olan insanlardan, yılda bir defa kurbanlar vesilesi ile evine et giren insanlara, gözleri yollarda Müslüman kardeşlerini bekleyen muhtaçlardan gönderilen yardımlar vesilesi ile Müslüman olan insanlara kadar çok duygusal anlar yaşanmaktadır.

İslam'ın ilk yıllarında Hz. Peygamberin en sıkıntılı günlerinde sahabeye yurdunu açan adil hükümdar Necaşi ve cömert halkı gibi yüzlerce ülke halkına yüzyıllar sonra vefa ile yardımda bulunabilmek, en çok muhtaç oldukları şu günlerde yanlarında bulunabilmek ne büyük bir bahtiyarlıktır. Tüm dünyaya yayılan sahabe misali gönül elçileri olup insanlarla iyilikleri paylaşabilmek ne büyük mutluluktur.

En azından ömürde bir defa kurbanını bağışlayarak veya hanesindeki iki kurbandan birinin vekaletini Diyanet Vakfına emanet ederek din kardeşlerimizin yanında olalım. Gelin bu bayram kurbanlarımızı paylaşalım, kardeşlerimizle yakınlaşalım.

Murat OKUYAR

Geyve İlçe Müftüsü 

#kurban #bagis #yap #