Akif Meriç Akif Meriç Dengeler Adına

SEVGİNİN HÂL DİLİ

Sen, bugün yaşayan Alilerin kardeşi, Ebubekirlerin biricik dostu, Fatımaların babası, Ümmetinin örneği, önderisin.

SEVGİNİN HÂL DİLİ

Sevmek… hele ki seni sevmek büyük bir iddia idi Efendim, ve büyük iddialar büyük ispatlar gerektirirdi. Seven sevdiğine benzerdi ya da eğer sevgi ulviyse, seven sevdiğine benzemeliydi.

Çok sözleri güzelleştirdi adın Efendim, muhabbetin çok dilleri söyletti. Peki haller, haller sevgini neyle beyan etti. Sen ki göklerin öğrencisi yerlerin öğretmeni. Köhnemiş dünya varlığınla nelere besmele çekti, neleri çağa merhem diye örnekledi.

Dünya bir ağaç altında gölgelenmekti ya hani, ahlakın bize ebedi aleme nasıl hazırlanacağımızı öğretti. Kırık dökük kelimeler anlatamaz yüreğimizin hasretini ve üzerimizdeki hakkını ama birkaç sözle “ahlakının özünü anlatmak acizane bir niyetti…

Öncelikle sevmeyi sen öğrettin Efendim ve önce seni sevdik annemizi, babamızı yoluna feda eder gibi…Sen söyledin diye kardeşlerimizi iman eder gibi, eşlerimizi kördüğüm gibi, çocuklarımızı cennet kokularını içimize çeker gibi, kainatı senin Uhud’u, Hira’yı sevdiğin gibi sevdik.

Seni görmek için rüyalara dalmadık sadece, seni yaşamak için ahlakının ummanına da daldık. Bir gülü sana benzetmekle ya da gülleri sana benzetmekle yetinmedik Efendim, sana benzemek için ve sana benzeyen gönüller yetiştirmek için de didindik.

Tabiatı okumayı, tabiatla bağ kurmayı öğrettin Efendim. Senin öğrettiğin gibi bakınca ufuk değişti, gurup değişti. Mesela tıpkı Ebu Zer’e öğrettiğin gibi "Güneş Allah’a secde etmeye gidiyordu" çünkü onun secdesi Allah’ın emrini yerine getirmekti.

Sahabeye öğrettiğin gibi, yağmurun her yağışında senin yağmurla yakınlığını hatırladık. Onu da senin öğrettiğin gibi okuduk, kokladık, baktık ki " Yağmur az önce Rabbiyle beraberdi ve onun Rabbiyle sözleşmesi çok yeniydi."

Merhameti seninle öğrendik.Allah da bize merhamet etsin diye doğaya bitkiye, toprağa, taşa ve en önemlisi insana şefkat nazarıyla baktık. Sen kuşu ölen komşu çocuklarına bile ziyarete gittin diye biz de zulüm altındaki komşu çocuklarının yaralarını sarmayı ödev bildik.

 

 

"Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır" dedin ya sen, batıla benzemeyelim diye kendimiz olduk, kendimiz kaldık. Müslümanı "Susması tefekkür, konuşması zikir, bakışı ibret" şeklinde tarif ettin diye Efendim, bu tarifi libas diye giyindik.

" Ben hüzünlerin peygamberiyim" buyurduğun için bazen de hüzne büründük.

Senin vesilenle tenezzül buyurdu ya Rahman kalplerimize; kalktık, uyardık…Bizi sadece Kur’an’ı terk edilmiş bırakacağımız için şikayet edeceğini öğrenince, Kur’an’ı anlamaya sarıldık. Pasif iyi olmakla yetinmeyip aktif iyi olmaya çalıştık Efendim.

Belki de en önemlisi.. çok fitnelere uğradık, çok musibetlerle sarsıldıkta direndik.. direndik. Çünkü asıl musibetin, senin içimizde ki, halimizde ki yokluğun olduğunu yine senden öğrendik.

Maddi mesafeleri şöyle bir sildik aramızdan ve gördük ki, seni mana aleminde yaşarsak;

Sen, bugün yaşayan Alilerin kardeşi,

Ebubekirlerin biricik dostu,

Fatımaların babası,

Ümmetinin örneği, önderisin.

Yani Efendim, modern cinnetler karşısında senin ahlakınla direniyor çağa karşı dik duruyor ve yine çağların günahını ahlakınla yıkıyoruz. Kin , nefret, dünya sevgisi, tüketim çılgınlığı, çoğaltma krizi ve daha bir çok hastalığımıza ahlakını merhem diye sürüyor seni çok özlüyoruz Efendim…

"Size kendi aranızdan öyle bir peygamber gelmiştir ki; zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi, üstünüze titrer, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir."(Tevbe, 128)

ŞAHİDİZ YA RAB, ŞAHİDİZ YA RAB, ŞAHİT YAZ RAB.

 

 

#sevgi #iddia #ispat #ahlak
Akif Meriç Akif Meriç editor

YAZARIN SON YAZILARI

Ölüm Denemesi

Ölüm Denemesi

Yıllar önce lise çağım deli yaşımda duymuştum adını. ‘Kudüs Şairi ‘diyordu okuduğum yazı onun için. Bu ifade ‘kutsal bir davayla anılmak, Rahman’ın huzuruna et ve kemik olarak değil de bir yüce ruh olarak gitmek’ fikrini uyandırmıştı bende. Dedim ya nasıl yaşanacağını öğretti ve gitti. Öyle.
DENGELER ADINA

DENGELER ADINA

Zor günler geçiriyor dünya. Kolu kanadı kırılıyor. Hâlsiz. Bi yorgun ki sormayın. Dengesi bozuldu, bozduk. Havanın suyun, toprağın aşın, canın cananın, eylemin düşüncenin, aklın yüreğin bozduk dengesini. Bozduğumuz dengelerin şikâyetçisiyiz şimdi. Mahkûmuyuz, yorgunuyuz, kırgınıyız…