Feridun Eser Feridun Eser Aksul Amel

İKİ FARKLI ‘‘İNSAN’’ ALGISI

İnsanın ne olduğu, değeri, insana nasıl yaklaşılması gerektiği, dinlere, ideolojilere ve medeniyetlere göre değişmektedir. Günümüzde insanın, insana verdiği rahatsızlığı, insanın insana yaptığı zulmü, haksızlık ve hadsizliği başka bir varlık vermemektedir, verememektedir. İnsan, en çok insandan çekmektedir; bunun temelinde de insanın, insana bakışı, insanın insanı nasıl algıladığı yatmaktadır.

 İKİ FARKLI ‘‘İNSAN’’ ALGISI

Dünya üzerinde aslolan, insandır. Dinler, ideolojiler ve yaratıcı, insanı muhatap almıştır. İnsan olmasa, dünya anlamsız kalacaktı; dünyaya anlam ve şekil veren, insandır. İnsanın ne olduğu, değeri, insana nasıl yaklaşılması gerektiği, dinlere, ideolojilere ve medeniyetlere göre değişmektedir.

Günümüzde insanın, insana verdiği rahatsızlığı, insanın insana yaptığı zulmü, haksızlık ve hadsizliği başka bir varlık vermemektedir, verememektedir. İnsan, en çok insandan çekmektedir; bunun temelinde de insanın, insana bakışı, insanın insanı nasıl algıladığı yatmaktadır.

Batı medeniyeti, insanı, tarih boyunca, bir hayvan türü olarak görmüş ve tanımlamıştır. İlkçağlardan itibaren Batı’nın yetiştirdiği düşünce ve bilim insanlarının çoğu, insanı akıllı hayvan, sosyal hayvan, ekonomik hayvan, alet yapan ve kullanan hayvan olarak tanımlamışlardır. Darwin’le ön plana çıkan evrim teorisine göre insan, bir hayvan türü olan maymunun evrimleşmesiyle tarih sahnesine çıkmıştır. Bu teori ile insanın bir tür hayvan olduğu, hayvan türünün dönüşümü ile insanın ortaya çıktığına bilimsel (!) izah da getirmişlerdir. Bu izahlar, yine Batı’da ortaya atılan, geliştirilen ırkçı teorilerle de ilişkilidir; hatta bu ırkçı teorilere Antropoloji bilimini de kullanarak kendilerince destek buldular. İnsanı bir hayvan türü olarak gören ve ırkçı izahlarla insana yaklaşan bir medeniyetin, Batı’nın insana yaklaşımı hele hele kendinden (beyaz ırktan veya onların inancından) olmayanlara yaklaşımı, tarih boyunca felaketlere, yıkım, soykırım ve sömürüye yol açmıştır. Tarihte buna ilişkin pek çok örnek, kanıt gösterilebilir. Batı’nın bu bakışı ve yaklaşımı, halen değişmemiştir. Bu yaklaşıma karşı çıkmak, bu yaklaşımın doğuracağı sonuçları hoş görmemek, reddetmek gerekir.

İslam’ın insana özgün bir bakışı vardır. İslam, insana saygı duyar, değer verir. Kur’an’da insan, eşref-i mahlukat (en şerefli varlık) olarak nitelendirilir; ancak onun, yaptıklarıyla esfel-i safilin’e, belhum adal’a dönüşebileceği söylenir; yani o şerefli, o üstün varlık, yaptıklarıyla sefillerin sefili, aşağıların aşağısı, hayvandan daha aşağı bir mahluk haline gelebilir. İnsanı bu hale getiren, yaptıkları, işledikleridir. Kur’an’da, kainattaki her şeyin, insan için yaratıldığı, insana hizmet için yaratıldığı anlatılır; insanın, kendisine hizmet için yaratılmış olan varlıklara dostça yaklaşması istenir. İnsana verilen her şey, emanettir ve insan, yaptıklarından hesaba çekilecektir. İnsan, eşref-i mahlukattır; çünkü yaratıcı, insana akıl ve irade vermiş, insanı muhatap almıştır; yaratıcı, insanı ahsen-i takvim üzere yani en güzel kıvamda, en güzel surette yaratmıştır. İslam’da ırkçılık yoktur; yasaktır, günahtır. Irk, soy, üstünlük vesilesi değildir. İnsanın ilk atası, yine insandır; insan, hayvandan türememiştir. İnsan, özgün, farklı, değerli bir varlıktır. İnsanlarda görülen farklılıklar, Allah’ın ayetlerinden, Allah’ın varlığının delillerindendir. Allah, insanların tanışmalarını ve dostça geçinmelerini istemektedir. İnsan, insana emanettir; tüm insanlar, kardeştir. İnsanı, insanlıktan uzaklaştıran her şey yasaktır. İslam’da, insandan kula değil Allah’a kulluk/ ibadet etmesi istenir. Kula kulluk yasaktır. İnsan, kuldur ve kul hakkı çiğnemek, günahtır. Batı’da insan hakları kavramı ve duyarlılığı oluşmadan bin sene evvel İslam’da kul hakkının çerçevesi çizilmiş; kul hakkına (kul, sadece insan değil yaratılmış olan her şeydir) saygılı olunması istenmiştir. Bizzat Hz. Muhammed, insana yaklaşım konusunda en güzel örnektir.

Yaklaşık bin senedir İslam’la yoğrulan Türk kültüründe insana ilişkin yaklaşım, daha özgündür. Ahmed Yesevi’nin, Yunus Emre’nin, Mevlana’nın, Hacı Bektaş’ın… insana ilişkin söz ve davranışlarına baktığımızda bu özgünlük, hayranlık ve hoşnutluk uyandırır. Buna göre insan, kainatın özüdür, özetidir. İnsana saygı, hoşgörü, sevgi esastır; insana hizmet, ibadettir. Kalp kırmak, Kabe’yi yıkmak gibi kötüdür. Kalpler, Allah’ın tecelli ettiği, nazar ettiği, sığdığı yerdir. İman, dille söyleyip kalple tasdiklenir. Kalp o sebeple önemsenir. İnsanda kalp ne ise dünyada Kabe odur. Kabe, dünyanın kalbidir, beytullahtır, Allah’ın evidir. Gönül yapmak, Kabe’yi yapmak gibidir. Bu yaklaşım, Batı’da bile birçok insan tarafından hayranlıkla, hoşnutlukla, övgüyle karşılanmış, kabul görmüştür. Kültürümüzde ve tarihimizde ırkçılık olmamıştır; biz, insanı, emanet olarak, kul olarak görmüşüz ve ona göre davranmışız.

İslam toplumları ve kendilerini Müslüman olarak niteleyen kişilerin, İslam’ın insan anlayışını, insana yaklaşımını öğrenmeleri, hatırlamaları ve buna uygun tavır geliştirmeleri gerekir. Hele hele Türk – İslam kültürünün insana verdiği değer bu kültür mensuplarınca iyi kavranmalı, yaşanmalı ve yaşatılmalıdır. Bu sayede insanın insana zulmü, haksızlığı ve hadsizliği bir ölçüde önlenebilecektir.

#insan #insan-algisi #insana-yaklasim #insana-bakis

YAZARIN SON YAZILARI

İŞGAL VE BAĞIMSIZLIK

İŞGAL VE BAĞIMSIZLIK

İşgal bir yerin, bir bölgenin/ toprağın yabancılar tarafından, kuvvete dayanarak ele geçirilmesi ve kullanılmasıdır. Bağımsızlık, bir devletin herhangi bir dış/ yabancı gücün etkisi ve kontrolü altında kalmadan icraat yapabilmesidir.İslam coğrafyasının büyük kısmı, 19 ve 20. Yy.da Batılı büyük devletler tarafından işgale uğramış ve işgalci Batılı devletler, İslam coğrafyasını sömürmeye başlamışlardı. Anadolu da işgale uğrayan yerlerden biri idi. Milletin bir kısmı sinmiş bir kısmı ise işgallere/ işgalcilere karşı koymak, bağımsızlık için, milli mücadele için örgütlenmeye başlamışlardı.
ORUÇ İBADETİ

ORUÇ İBADETİ

Oruç, İslam’ın beş şartından biridir; İslam’ın gereklerinden ve Allah’ın emirlerindendir. Nefsle ve bedenin istekleriyle mücadele etmek, dünyevi olanla araya mesafe koymak, kendini tutmaktır. Oruç, otokontrolü ve sabrı öğretir, günahlardan korur, Allah'a yakınlaştırır, Allah'ın rızasını kazandırır, cenneti kazandırır. Orucun aynı zamanda psikolojik, toplumsal ve fizyolojik ((tıbbi) boyutları ve etkileri de vardır.
CORONA SALGINI

CORONA SALGINI

Bu, dünyanın gördüğü ilk salgın değil ve son salgın da olmayacak! Dünya üzerinde bizden önce görüldüğü gibi bizden sonra da çeşitli salgınlar görülecektir.Dünyada meydana gelen hiçbir olay ilanihaye yani sonsuz değildir; dünyanın kendisi gibi, üzerinde olan her şey geçicidir; bu da geçecektir; öncekilerin geçtiği gibi. Evde kal Türkiye. Evde kal Geyve! Kendine, çevrene, yakınlarına iyilik etmiş olursun.
TARİH ve TARİH ŞUURU

TARİH ve TARİH ŞUURU

Nedir Tarih? Sadece bir bilim veya sadece okullarda okutulan bir ders midir? Hayır, değil!.. Tarih, şuurdur; tarih, kimliktir. Kişi için hafıza ne kadar önemli ise millet için tarih o kadar önemlidir. Tarih, kim olduğumuzu, dostlarımızı ve düşmanlarımızı öğretir.Milleti yücelten ve yükselten değerlerimizi, tarihi kişilikleri/ büyüklerimizi tanımalı, tanıtmalı, sahip çıkmalıyız.
RUH BAKIMI

RUH BAKIMI

İnsan, sadece bedenden, et, kemik ve kandan ibaret değildir. Bu, insanın sadece hayvani/ maddi yönüdür. Oysa insanın bir de ruhsal, psikolojik yönü vardır; insanı insan yapan da esasen bu tarafıdır. Gelişim, sadece maddi alanda olmaz. Maddi, teknolojik alanda ilerilik, gelişmişlik manevi, ahlaki alanda geri kalmaya vesile olmamalı!... Asıl ilkellik ahlaki, manevi geriliktir, ahlaki ve manevi alanda gelişmemişliktir.
TAHAMMÜL

TAHAMMÜL

Kavgalar tahammülsüzlükten, şiddet tahammülsüzlükten,günahlar tahammülsüzlükten, hasılı kelam her kötü davranış, tahammülsüzlükten. Tahammülsüzlük ise hamlık göstergesidir; kişisel gelişmemişlik, geri kalmışlıktır. İlkel ve basit bir insan halidir.