Kurbağalı Masalcı Kurbağalı Masalcı Saklıdaki Aşikar

Kime ne?

Olacak olan olur. Biz “Olana nasıl razı oluruz?” “Olması gerekendeki hayrı nasıl görürüz?” diye sorup bunun derdinde olmak isteyenleriz inşallah.

“Hayır hayır daha değil. Biraz daha beklemelisin.” dedi içinden bir ses sanki. Kocaman bir iç çekti ve “Günün ağırlığını nasıl atabilirim üstümden acaba?” diye düşündü. Günün, dünün, bunca senelik ömrün… “Nereye gitsek aynı olacak galiba iyisi mi biz içimize gidelim orası daha havadar sanki.” deyip konuyu kapatmayı tercih etti.

Akıp duruyoruz öylece bir yerlere. Peki nasıl yerler bu yerler? Bir tesadüf mü alıp götürüyor bizi oralara dersiniz? Değil değil bunca karmaşaya rağmen bunca düzenin kurulabilmesi aklın almayacağı bir intizam ediciyi gerektiriyor. Misal şu an kafam uçmak üzere gibi elim benim elim değil, gözüm benim gördüklerimi görmüyor sanki ama tüm bunlara rağmen olması gereken neyse o oluyor. Sanki kendimin dışına çıkmışım da öylece oralarda bi yerden kendime dokunmadan duruyorum ve bu halimden de hiçbir şikayetim yok gibi.

İyisi mi alıp başımızı gidelim buralardan da diyemiyoruz ki. Diyemiyoruz çünkü koşmanın en gerekli eylem olduğunu belleyip durduk yıllardır. Öyle alıp başımızı gidemeyiz pes de edemeyiz biz yani. Biz kim miyiz? Ne bileyim canım. Öyle koşup duranlarız işte. Nereye mi koşuyoruz? Kaderimize tabiki. Bu bilgi kafi geliyor bize.

Paragraftan paragrafa atlayıp durdukça ömrümüzün hangi satırbaşında olduğumuzu da unutmuyor değiliz. Ama ne yapalım canım ille nerede olduğumuzu bilmek zorunda mıyız yani? Ben bilmiyorum mesela nerede olduğumu ve bundan gocunmuyorum da. Belki bir dağın başındayım şu an belki de ekmek kuyruğunda. Kime ne?

Ha ne diyordu içimizden bi ses “Biraz daha beklemeliydik.” Tamadır. Eyvallah yani. Ne acelem vardı ki zaten atlılar mı kovalıyordu sanki. Olacak olan olur. Biz “Olana nasıl razı oluruz?” “Olması gerekendeki hayrı nasıl görürüz?” diye sorup bunun derdinde olmak isteyenleriz inşallah.

Allah’ emanet.

Selamla.

#icimdekises #nerdeyim #intizam

YAZARIN SON YAZILARI

Leyla'yı darlayan kız çocuğu

Leyla'yı darlayan kız çocuğu

Aslına bakarsanız ben sessizlikten vazgeçip kula dert yanmaya tevessül etmem de bu deli kız kafamın etini yedi senelerdir. Darladıkça darladı beni.Üç beş kelam edeceğim ki beni rahat bıraksın.
Dua...

Dua...

Ne kardeşlerini kuyuya atanlardan olalım ne de düştüğü kuyulardan korkanlardan. Elinden geleni ardında bırakmayıp sükûnetle Sana tevekkül edenlerden olalım Senin izninle.
Saklıdaki Aşikar

Saklıdaki Aşikar

Ali bak büyümüşsün. Nedir bu halin Ali? Hani nerede bizim ümidimizin sönmeyen kandili olan Ali? Biz sana biraz daha tatlı uykuların olsun diye ninniler söylemeye gelmedik bugün Ali. Uyan Ali Uyan demeye geldik.
Kafadan Kırık Monologlar

Kafadan Kırık Monologlar

“Hadi al işte yine o monologlu günlerden biri daha başladı. İş çıkardık yine başımıza iyi mi? Gelir birazdan eşyalarla konuşmaya yine bizim kız.” diye söyleşmeye başlamıştı saksıdaki çiçekler kıkırdayarak.
Ol de olsun.

Ol de olsun.

Bir ömür sürse lütfettiğin tüm bu haller ve Sen canımızı bu hal üzere alsan. Alsan ve aldığında bizi nurun ile karşılananlardan eylesen.
Azer'in Pazarı

Azer'in Pazarı

Neyi ki Hakkın rızasının ve sevgisinin önüne koyduysak ona secde etmekteyiz kardeşlerim. Emin olun nefsimi aklayarak söylediğim cümleler değil bunlar.