Feridun Eser Feridun Eser Aksul Amel

TARİH ve TARİH ŞUURU

Nedir Tarih? Sadece bir bilim veya sadece okullarda okutulan bir ders midir? Hayır, değil!.. Tarih, şuurdur; tarih, kimliktir. Kişi için hafıza ne kadar önemli ise millet için tarih o kadar önemlidir. Tarih, kim olduğumuzu, dostlarımızı ve düşmanlarımızı öğretir.Milleti yücelten ve yükselten değerlerimizi, tarihi kişilikleri/ büyüklerimizi tanımalı, tanıtmalı, sahip çıkmalıyız.

Nedir Tarih? Sadece bir bilim veya sadece okullarda okutulan bir ders midir/ derslerden biri midir? Hayır, değil!.. Tarih, şuurdur; tarih, kimliktir. Kişi için hafıza ne kadar önemli ise millet için tarih o kadar önemlidir. Hafızasını kaybeden bir insan, kim olduğunu/ kimliğini unutur ve başkalarına muhtaç hale gelir; milletler de öyledir. Hafızasını kaybeden milletler, yok olmaya mahkumdur. Bir milletin varlığı, birliği ve devamı tarih şuuruyla, tarih şuuruna sahip çıkılmasıyla mümkün olur. Tarihinden kopan, tarihini bilmeyen bir millet, kimliğini unutur.

Tarih, bize geçmişin bilgisini verir; millet olarak nerden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi, dostlarımızı ve düşmanlarımızı gösterir/ öğretir. Tarih şuuruna sahip çıkılması, ecdada, ecdadın misyonuna ve ecdat mirası eserlere sahip çıkılmasıdır. Ecdad yadigarı eserler, tarih şuurunu canlı tutar; milli kimliğin unutulmasına engel olur. Ecdat mirası eserlere sahip çıkılması ve bu eserlerin yeni nesillere tanıtılması milli bir vazifedir; sosyal ve kültürel kimliğin korunması ve milli varlığın devamı için gerekliliktir.

 Tarih/ tarih şuuru, vatan ve millet sevgisini de diri tutar. Tarih, ders alanlara, ibretlik tablolar sunar. Bu sebeplerle, tarihin gerçekçi/ doğru bir şekilde öğrenilmesi ve öğretilmesi, sevdirilmesi gerekir. Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyasını, başkaları çizer.

Millet olarak, yaklaşık, 3000 yıllık bir tarihe sahibiz. Çok geniş bir coğrafyada, üç kıtada, yedi denizde, tarih boyunca varlığımızı göstermişiz. Çok farklı coğrafyalara izler bırakmışız; birçok milletin tarih kitabında, bir şekilde, yer almışız. Bütün bunlar, milletimizin büyüklüğünü ve gücünü gösterir.

Büyük millet olmak, güçlü devletler kurmak sadece güçlü ordularla, silahla olmaz; aynı zamanda, milli şuura sahip, iyi yetişmiş insanlara ihtiyaç vardır; büyük millet/ güçlü devlet olmak için vizyon (ülkü, ideal) ve misyon sahibi bilgin, sanatçı, meslek erbabı, düşünür ve devlet adamlarına… ihtiyaç vardır. Büyük devletler, büyük insanlarla, büyük düşünce/ ideal ve değerlerle kurulur, var olur.

Milleti yücelten ve yükselten değerlerimizi, tarihi kişilikleri/ büyüklerimizi tanımalı, tanıtmalı, sahip çıkmalıyız. Yetişecek yeni nesillere, şövalyeleri değil akıncıları, Napolyonları, Arslan Yürekli Richardları değil Alparslanları, Kılıçarslanları, Fatihleri, Yavuzları tanıtmamız, sevdirmemiz, örnek göstermemiz gerekir; Noel Babaları değil Dede Korkutları, Nasreddin Hocaları tanıtmamız, sevdirmemiz, örnek göstermemiz gerekir.

Birileri, tarihimizi ve kahramanlarımızı eleştiriyor hatta karalıyorlar; kahramanlarımıza olumsuz yakıştırmalar yapıyorlar; bunların amaçları, Türk gençlerini/ milletini ecdadından soğutmak, tarihi misyonundan ve vizyonundan uzaklaştırmak/ koparmaktır. Bu, sinsi bir tuzaktır; bu tuzak, Türk milletinin ve İslam ümmetinin düşmanlarının tezgahıdır ve ancak onların işine yarar. Bu oyuna kanmamak gerekir. Ecdadımızın vizyonu ve misyonuyla bağımızın kopmaması gerekir. Mete Han’ın, Bilge Kağan’ın, Alparslan’ın, Kılıçarslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin, Fatih’in, Yavuz’un, Atatürk’ün; Ahmed Yesevi’nin, Yunus Emre’nin, Ahi Evran’ın, Akşemseddin’in izinden gitmeli; onları tanımalı, bilmeliyiz.

Millet, aynı kültüre sahip olan insanların oluşturduğu bir birliktir; kültür birliğidir. Kültür birliğini sağlayan temel/ en önemli etmenlerden biri de, tarihtir. Tarih eğitimi, milli benliğin, milli şuurun eğitimidir; milli kültürün ve kimliğin, bireylerin gönlüne mayalanması/ aşılanmasıdır. Bu bakımdan tarih kadar, tarihin öğretimi de önemlidir. Tarih öğretimi, sadece geçmiş olayları aktaran ezberci bir öğretim süreci olmamalıdır!.. Tarih öğretimi, değerlerin ve ideallerin öğretimidir; değerlerin ve ideallerin öğretiminde, yaşanmış tarihi hikayeler daha etkili, kalıcı ve somut izler bırakır. Tarihle ilgili asıl ve güçlü vurguları, tarihi hikayeler yapar. Bu sebeple tarih, hikayelerle anlatılmalıdır. Tarihi hikayeler, çocuklara/ gençlere tarihi, tarihi şahsiyetleri ve milli değerleri sevdirir. Tarihi hikayeler, çocuklar ve gençler için nesnel, bilimsel verilerden daha etkilidir.

Tarih, sadece savaşlar silsilesi değildir ve sadece savaşlardan ibaret değildir; milletlerin kendilerine özgü kültürleri, medeniyetleri ve dünya görüşleri vardır. Savaşlar, görünürde, milletlerin çatışmasıdır; ancak gerçekte çatışanlar, fikirler, idealler ve milli menfaatlerdir. Tarih eğitiminde milli sanatımız, milli musikimiz, milli mimarimiz, şehircilik anlayışımız kısacası kültür, medeniyet ve düşünce tarihimiz de tarih öğretimi içinde yeterince yer bulmalıdır. Çocuklarımız ve gençlerimiz, kültür ve medeniyet tarihimizi de öğrenmeli, bilmeli; yetiştirdiğimiz bilim ve fikir insanlarını tanımalıdır.

#tarih #tarih-suuru #tarih-ogretimi
Feridun Eser Feridun Eser editor

YAZARIN SON YAZILARI

RUH BAKIMI

RUH BAKIMI

İnsan, sadece bedenden, et, kemik ve kandan ibaret değildir. Bu, insanın sadece hayvani/ maddi yönüdür. Oysa insanın bir de ruhsal, psikolojik yönü vardır; insanı insan yapan da esasen bu tarafıdır. Gelişim, sadece maddi alanda olmaz. Maddi, teknolojik alanda ilerilik, gelişmişlik manevi, ahlaki alanda geri kalmaya vesile olmamalı!... Asıl ilkellik ahlaki, manevi geriliktir, ahlaki ve manevi alanda gelişmemişliktir.
TAHAMMÜL

TAHAMMÜL

Kavgalar tahammülsüzlükten, şiddet tahammülsüzlükten,günahlar tahammülsüzlükten, hasılı kelam her kötü davranış, tahammülsüzlükten. Tahammülsüzlük ise hamlık göstergesidir; kişisel gelişmemişlik, geri kalmışlıktır. İlkel ve basit bir insan halidir.
''MEDENİYET'' KAVRAMINA YÜKLENEN ANLAMLAR

''MEDENİYET'' KAVRAMINA YÜKLENEN ANLAMLAR

Medeniyet, sosyal bilimlerin temel kavramlarından biridir; genellikle, kültür kavramı ile birlikte anılır. Bu iki kavram, adeta bir madalyonun iki yüzü gibidir. Kültür ve medeniyet kavramlarının tanımı, sosyal bilimlerdeki diğer kavramlar gibi uzlaşı ile oluşturulmuştur; yani bu kavramların tek ve net bir anlamı, tanımı yoktur. Bilim insanları, bu kavramları kendi anlayışlarına göre yorumlamaktadırlar.
İKİ FARKLI ‘‘İNSAN’’ ALGISI

İKİ FARKLI ‘‘İNSAN’’ ALGISI

İnsanın ne olduğu, değeri, insana nasıl yaklaşılması gerektiği, dinlere, ideolojilere ve medeniyetlere göre değişmektedir. Günümüzde insanın, insana verdiği rahatsızlığı, insanın insana yaptığı zulmü, haksızlık ve hadsizliği başka bir varlık vermemektedir, verememektedir. İnsan, en çok insandan çekmektedir; bunun temelinde de insanın, insana bakışı, insanın insanı nasıl algıladığı yatmaktadır.
AHLAKIN GEREKLİLİĞİ

AHLAKIN GEREKLİLİĞİ

“Zaman kötüdür” veya “dünya kötüdür” gibi sözler doğru değildir; bunlar, birer ucuz bahanedir, mazerettir; kötü olan ve kötülük yapan zaman veya dünya değil insandır. İstenirse daha iyi, daha yaşanılır bir dünya/ toplum mümkündür; bu, ahlakla olur; ahlaklı olmayla olur.
EĞİTİM, İNSANA YATIRIMDIR.

EĞİTİM, İNSANA YATIRIMDIR.

Eğitim, insana yeni bilgi ve beceriler kazandırma, var olan bilgi ve becerileri geliştirme çabasıdır; insana yatırımdır. Eğitimi önemsemeyen, önemsenmeyecek bir hâle düşer. Ülkeler arasında ciddi bir yarış ve rekabet var. Bu yarış ve rekabette en önemli kaynak, insandır; çünkü yarışan ve rekabet eden esas unsur, insandır.