Kurbağalı Masalcı Kurbağalı Masalcı Saklıdaki Aşikar

Şahit Olun

Haykırmalıyız Allah’ım. Her an her koşulda Seni ve Senden olanı haykırmalıyız. Kuran’ın ışığında sünnetin izinde alaşağı ettiklerine/edeceklerine tenezzül etmeden korkmadan yaşamalıyız. Bu bizim nihai ödevimiz.

“Şahidiz.” dediler Allah’ım Sen Şahitsin. Güneşi gök kubbeden alıp avuçlarıma doldurdun bi anlığına sanki. Sen yaptın Allah’ım. Ne var ise iyi, güzel, doğru olan hepsi Senden. Güneş Senden gümüş Senden… Ve ben tüm zerrelerine kadar Senden olmak isteyen bir acizken Seni bırakıp kara gölgelerini güneş rengine boyamış zalimlerin sahte hükümlerine nasıl tenezzül ederdim. Beni ne zannediyorlardı.

Ne de güzel anlatıyordu Akif ‘çiğim derdimi o mısralarında halbuki

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

 

Onlar yumuşak başlılığımı uysal koyunlukla karıştırmaya devam etsin. Oysa ben Senin ilham ettiklerinle yeryüzünde Senin hükümranlığının aşikar olduğunu haykırmak ve bunu hal dilimle de yaymak için ödevlendirdiklerindenim. Hazırlanıyorum Allah’ım. Bir sefere hazırlanıyorum. İlmek ilmek işlerken Sen beni biliyorum benden istediklerini. Sebep olmamı istiyorsun. İlmek ilmek işlemek istediklerine bir kutlu basamak da ben olayım istiyorsun. Felah’a erelim istiyorsun.

Haykırmalıyız Allah’ım. Her an her koşulda Seni ve Senden olanı haykırmalıyız. Kuran’ın ışığında sünnetin izinde alaşağı ettiklerine/edeceklerine tenezzül etmeden korkmadan yaşamalıyız. Bu bizim nihai ödevimiz.

Ne mi yapmalıyım peki?

Bana söylediklerinin bir kısmını paylaşarak başlamam gerektiğini ilham ediyorsun sanki. O zaman söyleyeceğim.

Ey İslam’ın nurunu sessiz gölgelerinde saklamaktan yorulmuş kardeşlerim aşağılık komplekslerimizden kurtulup Hakk olana sarılmadıkça hiçbir şeyiz. Biz olmayı ben olmanın önünde tutmadıkça yerimizde sayacağız. Rezzak olanı unutup haram yollardan rızık derdine düştükçe helak olanlardan olmaya çok yakın olacağız. Eşlerimizi, çocuklarımızı, ev ve arabalarımızı, külçe külçe altınlarımızı, baş olma sevdalarımızı, bilinmek davalarımızı… Severken ölçüyü kaçırdıkça kalbimiz gerçek imana ev sahipliği yapamayacak. “Çağdaş” putlar önünde diz çöktüğümüzün farkına varmadıkça çürüyeceğiz kardeşlerim. Çürüyeceğiz. 

Ve bu dünyada sıcak su karşısında dahi aciz düşen bir kardeşiniz olarak söylüyorum o ateş bizi yakar kardeşlerim. Kavurur. Yandıkça bitmeyiz de daha da çok yanarız.

Ben razı değilim hiçbirine şahit olun.

Hem amentü mevsimlerden yaz’ı da Allah yaratmıştır amma ben en çok ifrat ve tefritten uzak duran mevsimleri severim zaten bilen bilir. Bu yüzden yine söylüyorum kardeşlerim şahit olun. Ben razı değilim bu batıl düzenin gölgesinde yetişen oyuncaklı yalanlara. Ben razı değilim yanmaya. Siz de razı olmayın.

Razı olanlara ise Dostoyevski’nin dilinden seslenmek isterim.

Der ki kendisi ki ne de güzel söyler:

 

Silin adımı listenizden; yokum;

Aslında bir oyun olan kavgalarınızda

Ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda

Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni.

Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum.

Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.

Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.

 

Bir sürgün nereye sürülebilir?

Gölgeler kelepçeye vurulur mu?

Çekilin yürümediğiniz yollarımı kirletmeyin.!

 

Duam o ki bu batıl düzene razı olanlardan olmayın, olmayalım. Derdi davası Hakk olanlardan Felah’a erenlerden olalım Allah’ın izniyle.

Allaha’a emanet.

Duayla…

#mehmetakif #dostoyevski #rezzakolan #
Kurbağalı Masalcı Kurbağalı Masalcı editor

YAZARIN SON YAZILARI

Eyvallah iki gözüm

Eyvallah iki gözüm

Sonra yine baktım bir kuş uçuyor rengini göğsüme sindiren gökten. Dedim “Eyvallah iki gözüm. Gökten de senden de razıyım her koşulda ben. Razı olsun Hüda da her koşulda bizden. Gerisi gelecektir zaten.”
Sonsuz Kere Şükür

Sonsuz Kere Şükür

“Ne olmuştu da bu cümleleri kurmuştu.” demeyeceğim. Tam aksine onun için sevineceğim. Zira Hakk’ın nuru o koca boşluğu fark etmekle başlıyor sanırım. O’nun bizi çağırması lütfuyla yani.
Nur Olun

Nur Olun

Sana imtihan vereceğim; düşeceksin sabret, başaracaksın tevazuunu takın, güleceksin şen tebessümlerle sakın şükrü bırakma, hasret çekeceksin için için sakın isyan etme, küçük düşürecekler mühim olanın katımdaki değerin olduğunu hatırla, övüp yükseltecekler Ben lütfetmesem acizin tekisin unutma, kulağına üfleyecek o melun birçok lafı güzafı sakın ona kanma… Bana gel yani ey kulum, Bende kal.
Eteklerini Yerlerde Sürüyenler

Eteklerini Yerlerde Sürüyenler

Oralarda bir yerde biliyorum ama göremiyorum, bulamıyorum. Körebe de değilim halbuki gözlerimde bağım da yok. Oyun da oynamıyoruz ki zaten. Nereye yuvalandı bu kendini bilmez. Nasıl da yaman bir hali varmış.
1256 Tur

1256 Tur

Rahman olanın kullarından muradı vardır. O ister ki kulları kendi iradeleri ile Rıza-ı İlahi’ye mazhar olsunlar. İşte burası orası o muradın deneme mekanıdır. Burası dünyadır, fanidir. Burası imtihan yeridir. İmtihanı çetin olan, kaynayıp karışan, istilaya uğrayan kardeşlerim bilsinler ki buraya rahat etmeye gelmedik zaten.
Sade--Sıradan

Sade--Sıradan

Bu cümleler dünyanın saf halini riyanın, hasedin, çıkarın ve çok daha nicesinin karışmadığı halini anlatıyor. Tabi biz beşer takımı işimize gelmediği için bu sağlam öğretiyi hep gözümüzün ardında bırakıyoruz. Ve “iyicilik” hiç olmadı “benim kalbim temizcilik” oynayıp duruyoruz.