Kurbağalı Masalcı Kurbağalı Masalcı Saklıdaki Aşikar

Put Yüklü Eşek

Bu kişi ki öyle olmalıdır ki seveni de sevmeyeni de onun elinden ve dilinden emin olmalıdır. Gözü pek bi açık olmalı insanların göz ucuyla baktığı noktalarda o artık kılı kırk yarıp öyle harekete geçmelidir. Bu hassasiyette olduğunda Rahman ona yardımın en mucizevi olanını basiret ehlinden olmayı nasip edecektir zaten. O artık tüm renkleri açıkça görecektir. Yancı ile ihlaslıyı, zalim ile mazlumu, hak ile batılı, ehil ile cahili…

“Put yüklü bir eşek,

insanlar geçince önünden eğilerek,

‘Bana bayılıyorlar’ demiş.

Tütsüleri duaları hep kendine sanmış,

durumundan çalım atmış.

Yanlışı gören biri, ona demiş ki:

‘Eşek hazretleri, kafandan sil bu aptalca düşünceyi,

sana değil bu saygılı davranışlar.

Taşıdığın put önünde eğiliyor insanlar!’

Bilgisiz bir mevki sahibinin de

selam verilir yalnız giysisine.”

La Fontaıne– Put/Kutsal Emanet Yüklü Eşek (The Donkey Carrying Relics)***

 

Sadi Şirazi’ ye atfedilen bir söz ise şöyle der “Meyve yüklü dal başını yere koyar. “

 

Şimdi yukarıdaki iki sağlam muhasebeyi göz önüne almak gerekiyor. İkisinde de bir eğilme muhabbetidir almış başını gidiyor. Gidiyor gitmesine de her giden hayra gidecek değil ya. Bize lazım olan hangisinin hayra götüreceğidir.

İlkini ele alalım. Öyle ya da böyle bir mevki bir rol bir görev sana lütfedilmiş ve sen tüm yükleriyle birlikte omuzlayıp altında ezilmemek için çabalamak niyetiyle çıkmışsın yola. Ama yol çetin yol kandırmacalarla dolu… Öyle bir yol ki samimiyet sahtelik birbirine karışıyor. Neredeyse herkes önünde düğme ilikliyor. Allah muhafaza bir beşer olduğunu unutuyorsun hatalarının yanlışa dönüşmesine müsait bir ortam oluşuyor kısacası. Nasıl da çetin bir sınav Yarabbi!!! Akılda tutmalı tüm tazimleri hak eden yegane O’dur. Kişi bunu aklından bir an dahi çıkarmadığında o meyve yüklü dala yani ikinci örneğimize geçiveriyor. İşte böyle olunca o çetin imtihandan nasıl bir güzellik çıkıyor Yarabbi!!! Allah rızasından başkasını mevzu etmeyen kula kulluğu namlusu alnına dayanmış bir silah gibi gören feraset ve basiret sahibi o canım insanlar çıkıyor ortaya.

Alim olanın gönüllü bir şekilde altına gireceği bir iş değil zaten bu dünyanın yükleri. Ama diyelim ki bir görev verildi o alime çok çetin bir imtihan ile baş başa kaldığını bilir ve tüm silahlarını kuşanarak çıkar bu meydan muharebesine. Zira o artık Allah’ın kullarının hakkını omuzlarında taşıyan biridir. Adalet artık onun için en mühimidir. Kurduğu her cümle verdiği her karar attığı her adım sayısız insanı etkilemektedir. O artık suya atılmış bir taştır ve ondan yayılan dalgalardan sorumludur.

Bu kişi ki öyle olmalıdır ki seveni de sevmeyeni de onun elinden ve dilinden emin olmalıdır. Gözü pek bi açık olmalı insanların göz ucuyla baktığı noktalarda o artık kılı kırk yarıp öyle harekete geçmelidir. Bu hassasiyette olduğunda Rahman ona yardımın en mucizevi olanını basiret ehlinden olmayı nasip edecektir zaten. O artık tüm renkleri açıkça görecektir. Yancı ile ihlaslıyı, zalim ile mazlumu, hak ile batılı, ehil ile cahili… İşte bunların her birini Allah’ın o akıl aşan bedenden taşan ilmi ile bilebilecektir. O artık baktığında görenlerden olacaktır ve bunu nasıl yaptığına kendisi dahi şaşacaktır inşallah. Tüm bunlar karşısında secdeye kapanıp rabbine şükürlerini niyaz etmesi hayırlı ilim talebinde ısrarcı olması ise hayrına olacaktır.

Allah hakkı ait olduğu yere koymak derdinde olanların sonsuz kere yardımcısı olsun. Bizleri ise hak ehlinden eylesin.

Selam ve dua ile.

Allah’a emanet.

#lafontaine #sadisirazi

YAZARIN SON YAZILARI

Leyla'yı darlayan kız çocuğu

Leyla'yı darlayan kız çocuğu

Aslına bakarsanız ben sessizlikten vazgeçip kula dert yanmaya tevessül etmem de bu deli kız kafamın etini yedi senelerdir. Darladıkça darladı beni.Üç beş kelam edeceğim ki beni rahat bıraksın.
Dua...

Dua...

Ne kardeşlerini kuyuya atanlardan olalım ne de düştüğü kuyulardan korkanlardan. Elinden geleni ardında bırakmayıp sükûnetle Sana tevekkül edenlerden olalım Senin izninle.
Saklıdaki Aşikar

Saklıdaki Aşikar

Ali bak büyümüşsün. Nedir bu halin Ali? Hani nerede bizim ümidimizin sönmeyen kandili olan Ali? Biz sana biraz daha tatlı uykuların olsun diye ninniler söylemeye gelmedik bugün Ali. Uyan Ali Uyan demeye geldik.
Kafadan Kırık Monologlar

Kafadan Kırık Monologlar

“Hadi al işte yine o monologlu günlerden biri daha başladı. İş çıkardık yine başımıza iyi mi? Gelir birazdan eşyalarla konuşmaya yine bizim kız.” diye söyleşmeye başlamıştı saksıdaki çiçekler kıkırdayarak.
Ol de olsun.

Ol de olsun.

Bir ömür sürse lütfettiğin tüm bu haller ve Sen canımızı bu hal üzere alsan. Alsan ve aldığında bizi nurun ile karşılananlardan eylesen.
Azer'in Pazarı

Azer'in Pazarı

Neyi ki Hakkın rızasının ve sevgisinin önüne koyduysak ona secde etmekteyiz kardeşlerim. Emin olun nefsimi aklayarak söylediğim cümleler değil bunlar.