Sakarya'da öğretmenler iş bıraktı, basın açıklaması yaptı!
Olay, dün öğle saatlerinde Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. Olayda; okulun eski öğrencisi olduğu belirtilen saldırganın av tüfeğiyle ateş açması sonucu öğrencilerin de aralarında bulunduğu 16 kişi yaralandı, saldırgan ise öldürülerek etkisiz hale getirildi.
Saldırının ardından ise Eğitim-Bir-Sen, 15 Nisan Çarşamba günü Türkiye genelinde iş bırakma kararı aldı.
[Sakarya'da öğretmenler iş bıraktı, basın açıklaması yaptı!]
Bu kapsamda; Eğitim-Bir-Sen’e bağlı öğretmenler, saat 13.00'te 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada şöyle denildi:
"Bugün, burada, genel anlamda eğitim çalışanlarına, özelde ise Siverek de öğretmenlerimize, ülkemizin geleceği öğrencilerimize, polisimize ve kantincimize karşı yapılan şiddeti, yani kısacası bir eğitim yuvasında gerçekleşen şiddeti protesto etmek amacıyla, toplanmış bulunmaktayız. Bugün, maalesef yine ‘Eğitim de şiddete dur demek’, ‘Sesimizi yetkililere duyurmak’, ‘Çözüm bulma iradesini harekete geçirmek’ için bir araya geldik. Öncelikle Kıymetli tüm eğitim çalışanlarımıza ve hepimize geçmiş olsun. Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci olan saldırgan tarafından ateşli silahla gerçekleştirilen saldırı, bir kez daha, hepimize göstermiştir ki; okullarımızda eğitim çalışanlarımıza ve öğrencilerimize yönelen şiddet; münferit eylemler olmaktan çıkmıştır. Yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır. Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olan sendikamız, daha iyi bir eğitim için, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler ve daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken, bugün bu acımızı konu etmek mecburiyetinde kalışımızın ana sebebi, şiddetin ağırlaşan toplumsal sosyal maliyeti karşısında, yetkililerin çözüm üretmede yetersiz kalmaları veya isteksiz olmalarıdır."
'EĞİTİMCİYE ŞİDDET, SIRADAN BİR HALE GELDİ'
Açıklamada, "Eğitimciye yönelen şiddetin, sıradan bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği, silahın çocuklar tarafından kolayca elde edilerek pervasızca suç işlendiği bir zaman dilimindeyiz. Aklı esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretime galebe çaldığı bir zemine doğru hızla yol almaktayız. Eğitimciye şiddetin bireysel suç olmaktan çıkarak, eğitim, aile ve toplum politikalarının kökten sorgulanmasını gerektiren, bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek görmekteyiz. Eğitimcilere yönelik saldırılar; geleceğimizi karartmaktadır. Eğitim camiasını tedirgin etmektedir. Can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüştüğünü göstermektedir. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Eğitim, şiddeti ortadan kaldırılacak bir unsur olarak düşünülür iken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zorunlu hâle getirmektedir" denildi.
'EĞİTİMCİLERİN CAN GÜVENLİĞİ YOK'
Eğitimcilerin can güvenliğinin olmadığı belirtilen açıklamada, "Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde şiddete sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü vardır. Yine devlet, kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Devletin, bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmesi gerekmektedir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddette son örnek olmalıdır. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onuruna, önemine ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır. Şiddetin mağduru sadece muhatapları değildir. Eğitim çalışanlarımızın tümünün yanında, öğrencilerimiz, velilerimiz, okullarımız, başarıya olan inancımız, huzurumuz hatta geleceğimizdir. Bundan dolayı şiddete karşı çıkmak, önlemek toplumsal bir görev ve vazifedir. Bu vesile ile söz konusu olayı kınadığımızı, bu olayın son olmasını temenni ettiğimizi, tekrar eğitim çalışanlarımızın da, toplumumuzun da şiddete bir kez daha şahit olmamasını, Eğitim-Bir-Sen olarak, her daim eğitim çalışanlarımızın yanında olacağımızı ve bu olayın takipçisi olacağımızı, beyan ederken, bütün basınımızın değerli temsilcilerine ve tüm katılımcı kardeşlerimize teşekkür ederiz" ifadeleri yer aldı.
Haber- Foto: Berra ULUKUT- ADAPOSTASI
#ogretmene #siddete #hayir #