Murat DUMAN Murat DUMAN Tarihten Bugüne

Devlet-i Âliye’nin Bânisi Osman Gazi

Adını Osmanlı Devleti’ne ve soyuna veren Osman Gazi, 1258 yılında Söğüt veya Osmancık’ta doğdu.

Enteresan bir tevafuk olarak o tarihte Abbasi Hilafeti’nin merkezi Bağdat, Moğollar tarafından işgal edilip yağmalandı. Osman Gazi, tam da Bağdat’ın düştüğü yıl dünyaya geldi ve 41 yıl sonra Osmanlı Devleti’nin temelini attı. Vefatı sonrasında kendisine “Han” ve “Sultan” unvanları verilmiş olsa da o, hayatı boyunca hep “Bey” olarak yâd edildi.

Ertuğrul Bey’in, Gündüz Alp ve Savcı Bey’den sonra doğan oğlu olan Osman Gazi, annesi Halime Hatun’un himayesinde İslâm terbiyesi ve ahlâkı alarak yetişti. İslâmî ilimleri öğrendi. Devrin örfleri ve âdetleri gereğince, mükemmel bir askerî tâlim ve terbiye aldı. Ertuğrul Gazi’nin silâh arkadaşları ve kumandanlarından kılıç kullanmayı, kargı savurmayı, ata binmeyi öğrendi. Onların gâzâlarını dinledi, yaptıklarından ibret aldı ve gençlik yıllarından itibaren gâzâlara katılarak zaferler kazandı. Kumandanlık vasıflarını geliştirip kuvvetlendirdi. Bizans hâkimiyetindeki Batı Anadolu toprakları, Osmanlılar için fetih sahası olduğundan, bölgede gâzâ niyetiyle pek çok kumandan, mücahid, derviş ve her biri birer gönül sultanı olan şeyhler ve âlimler bulunuyordu.

Osman Gazi, Anadolu’nun İslâmlaşması ve Türkleşmesi faaliyetine katılan gönül sultanlarından, ahi şeyhlerinden Şeyh Edebali Hazretleri’nin sohbetlerine iştirak edip, mâneviyatını yükseltti. Devlet-i Âliye’nin mânevî banisi olarak kabul edilen Şeyh Edebali, Karaman’da dünyaya gelmiş; Şam’da İslâmî ilimleri tahsil ettikten sonra kendini tasavvufa vermiş ve Bilecik’te bir zaviye kurarak halkı irşada başlamıştı. Aslında onun dervişliği gizli idi. Malı, mülkü, koyunları çoktu. Misafirhanesi herkese açıktı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı ve müftüsü olan Şeyh Edebali, Şazeli Tarikatı’nın bir kolu olan Vefaiyye Tarikatı’na bağlıydı. Talebesi ve damadı Dursun Fakih da Osmanlı Beyliği’nin ikinci kadısıydı. Son zamanlarını kızı Rabia Bâlâ Hatun ve torunu Alâeddin ile birlikte geçiren Şeyh Edebali, Bilecik’te 1326’da vefat etti ve zaviyesine defnedildi.

Âlimleri ve mânevîyat erlerini çok seven, onları yanından ayırmayan Osman Gazi, Şeyh Edebali Hazretleri’ni sık sık ziyaret ediyor; dinî ve idarî konulardaki nasihatlerini dinliyordu. Rivayetlere göre Osman Gazi, 1277 yılında 19 yaşındayken Bilecik’te Şeyh Edebali’nin dergâhında misafir kaldığı bir gece Kur’ân-ı Kerim okuyup ağladı, dua ve niyazda bulundu. Derken uykusu geldi. Fakat misafir edildiği odada Kur’ân’a hürmetinden dolayı ayaklarını uzatarak uyuyamadı. Âdeta oturur hâlde uyuyakaldı. Rüyasında herkesin güvendiği, sevdiği, kerameti açık bir şeyhin kendi halkı arasında bulunduğunu gördü. Bu şahsiyet Şeyh Edebali’den başkası değildi. Rüyada, “Şeyh Edebâli’nin göğsünden çıkan Ay’ın kendi göğsüne girdiğini, sonra göbeğinden, bütün afakı ve gökyüzünü kaplayan büyük bir ağacın çıktığını, gölgesinin bütün dünyaya yayıldığını; ağacın altından dağların yükseldiğini, dağlardan ırmakların akmaya başladığını ve insanların ondan çok faydalandıklarını” gören Osman Gazi bunu Şeyh Edebâlî’ye anlattı. Manâ âlemlerine açık o zat: “Müjde ey Osman! Hak Teâlâ sana ve nesline saltanat verdi. Mübarek olsun. Bütün dünya, evlâdının himayesinde olacak, kızım Bâlâ Hâtun da sana eş olacak.” diyerek rüyayı tâbir etti.

Şeyh Edebâli’nin kızı Rabia Bâlâ Hâtun ile evlenen Osman Gazi, cesareti, zekâsı, cömertliği ve İslâm dinîne sadakati herkesçe takdir edildiğinden, babası tarafından Kayı Boyu Beyliği’ne aday gösterildi. 1281 yılında 93 yaşında vefat eden Ertuğrul Gazi’nin idaresi altında bulunan aşiretler, kabiliyeti, cesareti ve atak tavrı sebebiyle Osman Gazi’nin, babasının yerine bey olmasını istiyorlardı. Zaten Ertuğrul Gazi son dönemlerinde Osman Gazi’yi pek çok işte vekil bırakmıştı. Böylece onun idare ile alâkalı hususlarda kardeşlerinden farklı bir hüviyete sahip olduğu ortaya çıkmıştı. Her ne kadar Osman Gazi’nin kardeşlerinden yana büyük bir sıkıntısı olmasa da amcası Dündar Bey ile uğraşacağa benziyordu. Ertuğrul Gazi’nin kardeşi Dündar Bey’in de aşiretlerin başına geçme arzusu vardı. Kayı aşiretinin dışındaki bazı aşiretler onun bey olmasını istiyorlardı. Bu yüzden Ertuğrul Gazi’nin vefatından sonra Osman Gazi ile amcası Dündar Bey arasında ihtilaf (anlaşmazlık) meydana geldi.

Bazı tarihçilere göre Osman Gazi, amcası Dündar Bey’in idamına izin vermiştir. Ancak bu hâdise ile alâkalı olarak tarihçiler arasında görüş birliği yoktur. “Dündar Bey Osmanoğulları Söğüt’e gelmeden evvel öldü” diyenler olduğu gibi, Dündar Bey’in yaşının idam gerçekleştiğinde 100’e yaklaştığını söyleyenler de vardır. Hâdisenin 1289 veya 1302 yıllarında yaşandığına dair rivayetleri bulunmaktadır. İlerleyen yaşına karşın Dündar Bey’in Osman Gazi’ye karşı ne ölçüde bir muhalefet sergilediği kesin bilinmemektedir. Bu husustaki iddialar rivayetle sınırlıdır. Dolayısıyla hâdiseye şüphe ile yaklaşanların bulunması tabiidir. Rivayetlerden Osman Gazi ile amcası Dündar Bey arasında bir liderlik kavgasının olduğu, Dündar Bey’in yeğeni aleyhinde faaliyette bulunduğu ve Bilecik Tekfuru’nun yakalanmasına engel olduğu için baği (isyankâr) addedilerek idam edildiği anlaşılmaktadır. Yani Dündar Bey’e işlediği “had” suçundan dolayı, devlet iradesine karşı isyan ettiği için bu ceza verilmiştir. Bilecik ve Yarhisar tekfurları tarafından Osman Gazi’yi öldürmek için hileyle yapılan plândan aslında Dündar Bey’in haberdar olduğu ama yeğeninin yanında yer almadığı, Osman Gazi’nin karşı bir plânla hâdiseyi bastırdıktan sonra amcasını idam ettirdiği anlaşılmaktadır. Osmanlı hanedanı içindeki hâkimiyet mücadelelerinden Tekfurlar ve Bizans Devleti, hattâ Cem Sultan hâdisesinde olduğu gibi Vatikan dahi yararlanmaya çalışmıştır.

Netice itibariyle Osman Gazi’nin başa geçmesini isteyen taraf üstün geldi. Cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle aşiretler tarafından ona bey olma vasfı verildi. İlk zamanlar Dündar Bey de liderlik arzusundan vazgeçerek yeğenin bey olmasını kabullendi ve ona itaatini bildirdi. Böylece Osman Gazi, babasının vefatından sonra 24 yaşında aşiretin başına geçti. Ertuğrul Gazi’nin üç oğlu arasında aşiretlerin başına geçmek küçük oğlu Osman Gazi’ye nasip oldu. Artık o, Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri olan, Kayı Boyu’nun lideri idi.

Saltanat ve liderlik hususunda kardeşler birbirlerini rakip olarak görmemiş; yeni devletin kurulup gelişmesinde müşterek hareket etmiş ve birlikte gayret gösterip el ele vermişlerdi. Onların saltanat ihtirası yerine, feragat ve fedakârlık örneği göstermeleri ayrıca takdire şayandı. Osman Gazi de aynı hassasiyeti kendisine yurtluk ve istiklâl veren Anadolu Selçuklu sultanına karşı gösterdi. Onun hayatta bulunduğu süre içinde bağımsızlığını ilân etmeyerek bir edep ve irfan örneği sergiledi. Osmanlı Devleti’nin mânevî kurucusu Şeyh Edebali de bey seçilen Osman Gazi’ye şu nasihatlerde bulundu:

Ey oğul, artık Bey’sin!

Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.

Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoş görmek sana.

Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...

Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun...

Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın!
Ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârında savrulur gidersin.

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın!

Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir.
Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.

Ey oğul! Ananı, atanı say!
Bereket büyüklerle beraberdir.

İnancını kaybedersen, yeşilken çöllere dönersin.
Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma!

Gördüğünü görme! Bildiğini bilme!
Sevildiğin yere sık gidip gelme!

Ey oğul! Üç kişiye acı:
Cahil arasındaki âlime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene.

Ey oğul! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma!...

Murat Duman / muratduman1973@gamail.com

#

YAZARIN SON YAZILARI

BİN KALEMLİ BİR KÖY: “SAV”

BİN KALEMLİ BİR KÖY: “SAV”

İman ve Kur’ân hizmeti yolunda zor şartlar altında büyük bir mücadeleyi göğüsleyen ve bugün dünyanın birçok diline tercüme edilerek milyonlarca insanın imanının kurtarılmasına vesile olan Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi Bediüzzaman Hazretleri, 1926-1935 yılları arasında Isparta’nın Barla nahiyesinde sıkı gözetim altında bir hayat yaşamıştır.
OSMANLI'NIN MÜLTECİLERE YAKLAŞIMI

OSMANLI'NIN MÜLTECİLERE YAKLAŞIMI

Tarihi süreçte devletler ve toplumlar arasında yaşanan mücadelelerin bir neticesi de "mülteciler meselesi"dir.
TARİH ŞUURUNA DOĞRU

TARİH ŞUURUNA DOĞRU

Gönül ekranı Irmak TV ekranlarında geçmişten bugüne uzanan tarihi süreçte yaşanan önemli hâdiseleri alanında uzman konuklar eşliğinde doğru, anlaşılır ve sorgulayıcı bir bakış açısıyla değerlendirmeyi hedefleyen yeni bir program başlıyor.
Şeyhülislâm Ebussuud Efendi

Şeyhülislâm Ebussuud Efendi

Murat Duman
Eğitimci-Yazar
Topkapı Fatih Koleji Tarih Öğretmeni

Yavuz Sultan Selim ve Mısır Seferi

Yavuz Sultan Selim ve Mısır Seferi

Son zamanlarda acı hâdiselere sahne olan Mısır gündemimizden hiç düşmüyor. Cenâb-ı Allah, Mısır'da ve Suriye başta olmak üzere sıkıntı içerisinde bulunan diğer ülkelerde yaşayan Müslüman kardeşlerimize Rahmeti ile muamele buyursun ve en kısa zamanda onları felaha erdirsin...

GEYVE’DE RAMAZAN…

GEYVE’DE RAMAZAN…

Epey bir aradan sonra bu yıl mübarek Ramazan ayının tamamını Geyve’de geçirme imkânı buldum ve inşallah bayrama kadar mağfiret ve rahmet iklimini burada yaşamaya devam edeceğiz.

GENEL BİLGİLER

Geyve Otobüs Saatleri

Geyve Otobüs Saatleri

Geyve - Adapazarı, Adapazrı Geyve Otobüs sefer tarifesi. Geyve otobüsü kaçta kalkıyor? Adapazarından son Geyve Otobüsü, Sefer tarifesi, geyve koop otobüs