Yusuf Talha Yusuf Talha Buz

Gençlik, Maneviyat, Eğitim ve Yerel Yönetimler

Gençler; her zaman, her ülke ve millet için artı bir değer ve büyük bir kazançtır. Gençlerin ülke nüfusuna oranının yüksek olması, ülkeler için her zaman artı bir değer olarak kabul edilir. Ekseriyetle de doğrudur.

Gençlik demek; dinamizm demektir, iş gücü demektir, geleceğe yapılan en büyük yatırım demektir. Ancak gençler, iyi yetiştirilmezse gençlik, iyiye ve güzele sevk edilmezse olumlu gibi görünen bir şey olumsuz olabilir. Toplumu ihya edecek gençlik, milleti imha eden zararlı bir şeye dönüşebilir. 
Gençlerin mensubu olduğu milleti ve devleti ihya mı edeceğini, imha mı edeceğini belirleyecek olan ise onları yetiştirecek; iyiye, güzele ve faydalı olanlara yönlendirecek olan büyükleri, yöneticileri, kanaat önderleri ve devlet adamlarıdır. 
Eğer ki bir belediye, bir hükûmet, bir devlet inşaata yaptığı yatırımdan daha fazlasını insana yapmazsa geleceği için ne kadar endişelenirse endişelensin az kalır. 
Peki, gençlere ve yeni nesillere yatırım derken ne anlamalıyız? Onları el bebek gül bebek büyütmek, gak deyince yemek, guk deyince içecek vermek, bir dediklerini iki etmemek, her türlü imkânı önlerine sermek mi anlaşılmalıdır?
Tabii ki hayır!..
Ancak maalesef ki günümüzde çocuk yetiştirmek, gençlere yatırım yapmak denilince akla her türlü maddi imkânları önlerine sermek, her dediklerini yapmak, hiçbir sıkıntı yaşamadan her şeye ulaşmalarını sağlamak, emek sarf etmeden istediklerini elde etmelerine imkân vermek anlaşılıyor. 
Çocuklarımızı en güzel (aslında pahalı) okullarda okutursak, tüm imkânları önlerine serersek en iyi anne baba olacağımızı, onları mutlu edeceğimizi, onlar için en güzel olanı yapmış olacağımızı sanıyoruz. Hâlbuki hak etmeden verdikçe onların egosunu besliyoruz, doyumsuzlaşmalarına sebep oluyoruz, azla yetinmelerinin önüne geçiyoruz, küçük şeylerle mutlu olabilme duygularını ellerinden alıyoruz. Kanaatkârlığın en büyük zenginlik olduğunu biz büyükler unuttuğumuz için onlara azla yetinmeyi, kanaat ederek mutlu olabilmeyi öğretemiyoruz. Bunun sonucunda da aldıkça daha fazlasını isteyen, istediğini elde ettikçe mutsuz olan ve çevresini mutsuz eden bireyler yetiştirmiş oluyoruz. 
Yeni neslin en büyük problemi sorumsuzluk… Sorumsuz bireylerin sorunsuz olmasını beklemek ise akla ve mantığa aykırıdır. 
Her istediğini yapan ama sonuçlarını düşünmeyen, sorumluğunu almayan bireyler gittikçe daha büyük sorun oluyor. 
Okullarda eğitim verilmeyip öğretimle yetinilmesinin altında yatan en büyük sebep de sorumsuz öğrenciler… Öğretmene saygısızlık yapıyor, karşılığı yok; devletin malına zarar veriyor, bedeli yok; görevlerini yerine getirmiyor, bir yaptırımı yok. 
Temel insani değerlerden yoksun ama başarılı… En basit ahlaki değerlerden haberi yok ama iyi bir kariyeri var. 
Peki, biz şimdi böyle nesiller yetiştirince başarılı mı olduk? 
Kariyer sahibi nesiller yetiştirdik ama bizim millî, manevi değerlerimizden zerre iz taşımıyor.
Çok başarılı, girişken bürokrat adayları yetiştirdik ama milletinden, geleneklerinden, kendini var eden değerlerden haberi yok. 
Bir nesil sonra dünyadaki herhangi bir milletten farkı olmayan, varlık sebebi olan hiçbir değere bağlılığı olmayan nesiller; ülke yönetiminde yer alınca, ekonomide söz sahibi olunca, dünyaya yön verince bunlarla övünecek miyiz? Bizim olmayan, bizden olmayan nesiller yetiştirdiğimiz için oturup ağlamak zorunda kalacağız. 
O hâlde yeni nesiller için topyekûn eğitim seferberliği başlatmalıyız. Önce ahlak ve maneviyat düsturuyla planlanmış eğitim sistemini tez elden kurmalı, elinde imkânı olan herkesi A’dan Z’ye insana yatırım yapmak için seferber etmeliyiz. 

Bu işin öncülüğünü tabii ki eğitime, ülkeye yön veren hükûmetler yapmalı ancak taşıyıcılığını da yerel yönetimler üstlenmelidir. 
Belediyelerimiz, inşaata, betona, ünü çok meziyeti yok sözde sanatçılara yatırım yaptığından çok daha fazlasını insan için, yeni nesillerin ihyası için; Yunusların, Mevlanaların, Birunilerin, Farabilerin, Fatih Sultan Mehmetlerin inşası için yapmalıdır. Öyle uyduruk, göz boyamalık kültür sanat faaliyetleriyle değil; yeni nesillerin millî manevi değerlerle donatılmasını sağlayacak eylem planlarıyla, ahlak ve maneviyatı önceleyen eğitim seferberliğiyle yapmalıdır.
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem Yüce de bu konularda en az bizim kadar dertli, hassasiyet sahibi bir insandır. 
Neden Sakarya’dan başlayan önce ahlak ve maneviyat diyen bir eğitim seferberliği tüm Türkiye’ye yayılmasın, tüm belediyelere örnek olmasın?

 

#genclik #ahlak #maneviyat

YAZARIN SON YAZILARI

Öğretmenlik, Eğitim, Çocuk ve Aile

Öğretmenlik, Eğitim, Çocuk ve Aile

Eğitimde okul-aile-öğretmen koordinasyonu iyi sağlanmalı, aileler çocuklarını "Sütten çıkmış ak kaşık." olarak görmemelidir. Çocuklarıyla daha iyi iletişim hâlinde olmalı, bir sorun olduğunda öğretmeni, eğitim kurumunu suçlamamalı; öğrencideki sıkıntıları gidermeye çalışmalıdır. Aile, kendi sorumluluklarını öğretmene, eğitim kurumuna yıkarak istediği sonucu elde edemez. Hiçbir öğretmen, anne ve babanın; hiçbir eğitim kurumu aile kurumunun yerini tutamaz.
İhanet ve Hain

İhanet ve Hain

İhanet denilince tek bir ihanet, hain denilince tek bir hainlik yoktur. İhanetin ve hainin envai çeşidi vardır.
ERKEKLEŞEN KADINLAR VE KADINLAŞAN ERKEKLER

ERKEKLEŞEN KADINLAR VE KADINLAŞAN ERKEKLER

Sokaklarda, caddelerde kadına benzemeyen kadınlar, erkeğe benzemeyen erkekler kol geziyor. Kadınlar, hâl ve hareketleriyle, söylemleriyle gittikçe erkekleşiyor. Erkekler ise aynı şekilde hâl ve hareketleriyle, söylemleriyle gittikçe kadınlaşıyor. Korkarım ki yakın zamanda bu iki karşı cins, birbirine benzeye benzeye birbirinden farksız olacak ve orta noktada buluşacak. "Kadın, erkeğin yaptığı her şeyi yapabilir.’’ diye diye kadın fıtratından, nezaketinden, zarafetinden, nahifliğinden, uzaklaşmış ucube erkeğimsiler ortaya çıkardılar. "Erkek; centilmen olur, kılsız olur, tüysüz olur." vb. diye diye erliğinden, heybetinden, liderlik özelliğinden soyutlanmış, uzaklaşmış ucube kadınımsılar ortaya çıkardılar.
DİLİM SENİ DİLİM DİLİM DİLEYİM

DİLİM SENİ DİLİM DİLİM DİLEYİM

Hayatı boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak için bir "Haçlı Birliği" oluşturmaya çalışan, tam bir İslam düşmanı olan İngiliz Gladstone, “Türklerin elinden Kur’ân-ı Kerim’i almadıkça onları yenemeyiz.” demişti. Onlar, bunu kendileri başaramadı ama yerli işbirlikçileri bu yolda çok büyük mesafeler kat ettiler.
EĞİTİM, ÖĞRETMEN, MÜFREDAT VE ÖĞRETMENE, EĞİTİME BAKIŞ AÇISI

EĞİTİM, ÖĞRETMEN, MÜFREDAT VE ÖĞRETMENE, EĞİTİME BAKIŞ AÇISI

Herkesin çocuğu kral, kraliçe; herkesin çocuğu sütten çıkmış ak kaşık... Peki, bu kadar sorunlu çocuk kimin? Çocuklarımızın doktor, mühendis, avukat olmasını değil de insan olan bir doktor, bir mühendis, bir avukat olmasını istiyorsak çocuklarımızı iyi tanımalı, olumsuz özelliklerini törpüleye törpüleye, olumlu özelliklerini ön plana çıkara çıkara çocuklarımızı eğitmeliyiz. Çocuklarımızın başarılı olmasından önce insan olmasını istemeli, en azından başarısı için gösterdiğimiz çaba kadar insani özelliklerle donanması için çaba göstermeliyiz.
En İyi Erkek Ölü Erkektir

En İyi Erkek Ölü Erkektir

Erkeğin fıtratında olan özellikleri törpüleyip kadınlaştırarak, kadını fıtratından uzaklaştırıp erkekleştirerek kadını özgürleştireceğini, erkekle eşitleyeceğini vaat eden feminist zihniyet; görünürde erkeğe ama aslında insanlığa kastediyor... Ancak bunların derdi kadının özgürlüğü veya eşitliği değil aslında. "Kadını kafes arasından çıkarmak isteyenler, kadını sokakta kafeslemek isteyenlerdir." dememiş miydi Osman Yüksel Serdengeçti? "Onlar kadına özgürlüğü değil, kadına ulaşmanın özgürlüğünü istiyorlar." demişti Mısırlı bir âlim de...

GENEL BİLGİLER

Geyve Otobüs Saatleri

Geyve Otobüs Saatleri

Geyve - Adapazarı, Adapazrı Geyve Otobüs sefer tarifesi. Geyve otobüsü kaçta kalkıyor? Adapazarından son Geyve Otobüsü, Sefer tarifesi, geyve koop otobüs